
Bu ekonomik krizlerin, dünyanın en zeki, en hırslı, en çok para kazanan ve en seçilmiş kişilerini çalıştıran bankacılık ve finans gibi sektörlerden çıkıyor olması bana oldum olası çok tuhaf geliyor. Demek ki bu kadar doktora, master ve yüksek ortalama insanı adam yapmıyor.
Takip ettiğim bir site var:
"InTheFray"Geçenlerde "şu yazıya" denk gelince yoksulluktan rahatsız olma hadisesinin Amerika'da da gayet mevcut olduğunu, oradaki insanların da suyu olmayan evlere dağıtılan çamaşır makinalarından, çoğunluğun yoksulluk sınırının altındaki bir gelirle yaşadığı bir ülkenin en çok satan gazetelerinden birinde Dubai'deki hayatını ve rahatlığını anlatan birine yer verilmesinden, en lüks alışveriş merkezlerinin, gelir dağılımının en dengesiz olduğu ülkelerde açılmasından falan rahatsız olabileceklerini farkedip, hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmeme rağmen salak salak ferahladım. Bu yazıyı yazan Amerikalı kişi, işlerini, evlerini, sağlık hizmetlerinden faydalanma haklarını ve hatta sağlıklarını bile kaybetmiş insanlar ile arabalarında, akrabalarının koltuklarında ya da parklardaki banklarda uyumak zorunda kalan insanlar üzerine bu aralar çok düşünerek tuhaf davrandığını, çünkü bunların yerine ABD'de şu an en çok acı çeken insan gruplarını oluşturan Brown Üniversitesi öğrencileri ile Wall Street bankacılarının kız arkadaşları için üzülmesi gerektiğini belirtiyor ve
"Dating A Banker Anonymous" adında bir blog'a gönderme yapıyor.
Bu blog, Wall Street'in en kalifiye adamlarının (yazar, bu adamları "regülasyon kedisinin olmadığı durumlarda ekonomimizi mahveden finansal fareler" olarak tanımlamış), patlayan kriz sonrasında artık bazı ihtiyaçlarından yoksun olarak hayatlarını sürdürmek zorunda kalan eşleri ya da kız arkadaşları tarafından hazırlanıyormuş.
Nazichane çevirim ile yazı şöyle devam ediyor:
"... Yani bu durum, mücevherler, opera biletleri, Avrupa'da geçirilen hafta sonu tatilleri, düzenli seks ve büyük maaşlar olmadan devam etmek demek. Bu kadınlar, hayattaki amaçlarına -yani para karşılığında seks üzerine dayalı bir ilişkiye- ulaştıklarını düşünüyorlardı. Fakat şimdi parlak şeylerle oyalanamadıkları için, bu hayata hiçbir fayda sağlamadıkları gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalabilirler.
Birçok kişi gibi ben de bunun şaka olduğunu düşünmüştüm ama günler geçtikçe bu kadınların gerçekten çok ciddi olduklarını farkettim. New York'lu bir güzellik yazarı (Gerçekten? Güzellik yazarı? Daha fazla işe yaramaz olamaz mıydın?!) The New York Times'a şu açıklamayı yapmış: "Eşimin en yakın arkadaşlarından biri bana, işimin onun(bankacı olan eşinden bahsediyor) sakinleşmesini sağlamak ve 35 yaşında ölmesini engellemek olduğunu söyledi. Ben bu amaçla imzayı atmamıştım!"
Tüm bu hastalıkta-sağlıkta/zenginlikte-yoksullukta yeminleri... Kim bunu gerçekten ifade ettiğini bilebilirdi ki?
....
Brown öğrencilerinin sevgili hemşehrilerim tarafından en iyi bilinen özellikleri, trafiğin içine kör gibi dalmalarıdır. Sanırım yüksek SAT puanları, karşıdan karşıya geçmeden önce yolun sağına ve soluna bakmak zorunda olmamak anlamına geliyor. Herneyse... Thayer Sokağı (Brown Üniversitesi'nin olduğu sokak) üniversitenin son moda ve kalabalık alışveriş merkezi durumunda. Vintage giysiler satan dükkanlar, bir sanat evi, sinema salonu ve tabi ki bir Starbucks dükkanı tek yön olan bu yola dizilmiş. Brown dünyasında her şey yolunda gidiyordu, ta ki iki pizza zinciri birbirine çok yakın iki dükkan açana kadar.
...
Brown Daily Herald gazetesinde yazan bir 1. sınıf öğrencisi durumdan şöyle şikayet ediyor:
'Antonio's ve Nice Slice arasındaki savaş binlerce Brown öğrencisini rahatsız ediyor. Antonio's ve Nice Slice dükkanlarının Thayer Sokağı üzerindeki merkezi konumları ve birbirlerine yakın mesafede bulunmaları, bir pizzacıyı diğerine tercih etme kararını çok zorlaştırıyor'.
Rhode Island'taki işsizlik olaranı % 10'a ulaştı. Birkaç hafta önce, köprü altında uyuyan bir evsiz soğuktan donarak öldü. Ama... çok fazla pizzacı seçeneği... bu çocuğun derdi ne? Gönüllü olarak çalışma, fon toplama ya da en azından çevresindeki dünyadan haberdar olma olmadığı kesin."
Kapitalizm ne kadar hoş ve Amerikan rüyası ne kadar boş...