4 Mart 2009 Çarşamba

Padişahım çok yaşa



Bir sado-mazo ilişki örneği olarak devlet adamı-vatandaş ilişkisi


[aşağıdaki yazı alıntıdır]

LİDER VE TAKİPÇİLER

Lider, takipçileri olmadan hiçbir zaman lider olamaz. Lider ve takipçileri arasındaki ilişkiler ikilidir (dyadic). Yani bebeklik dönemine ait psikolojik düzeyde bir iletişim vardır. Çok temel ve güçlü olan bu erken çocukluğun duygusal tepkileri birey yetişkin olduğu zamanda tam olarak kaybolmaz veya ölmez ..... Aynı zamanda onunla özdeşim yapmak için bizim ona bağlanmamız veya yakın olmamız gereklidir. Toplumu oluşturan bireylerin liderlere ihtiyacı vardır. Ancak bu sayede bazı mitler ve fanteziler onlarda ses getirebilir. Bireyin bilinçdışı çatışmaları eş seçiminde etkili olduğu gibi liderleri seçmelerinde de etkilidir. Bilinçdışı fantezi ve çatışmalar lider ve izleyen arasında karşılıklı etkileşim içindedir. Toplumun bilinçdışı fantezi ve çatışmaları liderlerde hayat bulur ve seslenir. Aynı şekilde liderlerin de fantezi ve çatışmaları toplum içinde hayat bularak ses getirir.

Hepimizin bildiği gibi kriz zamanlarında çeşitli ihtiyaçlarımızın bir lider tarafından doyurulması gereksinimi dramatik olarak artar (Zaleznik. 1984; Kohut, 1972). Çünkü kriz dönemlerinde meydana gelen regresyon çocuk döneminin bağımlılık isteklerini uyarmaktadır. Böyle zamanlarda geniş grup üyelerinin kendilerini idare etme yetenekleri zayıflar ve güçlü, bilgili, karar verebilen liderlerden beklentiler baskın hale gelir. Bu koşullar altında lider ve takipçiler arasındaki duygusal mesafe azalır. Gelişim psikolojisi açısından davranışın erken dönemlerine kısmi bir regresyon görülür. Takipçilerin destek ve yakınlık ihtiyacı liderin kendini ortaya koymak istemesi ile paralellik gösterir. Bir atasözünde söylendiği gibi “Buzağının emmek istemesinden çok, anne inek sağılmak (emilmek) ister”......

Lider ve takipçiler arasındaki ilişkilerinin bu karşılığı ki; bu da anne ve bebek arasındaki erken ikili ilişkilerden kaynaklanır, liderliğin öneminin anlaşılmasında üzerinde durulması gereken bir noktadır (Rafael Moses, 1987). Toplumun mitleri ve fantezileri kolaylıkla lidere bağlanır ve ona mal edilir. Karizmatik lider toplumun ondan beklediği şeyleri kendisinin istekleri gibi kabullenip ortaya koyar. Bu nedenle karizmatik liderler sürekli olarak toplumun isteklerine kendilerinin narsisistik destekleri olarak gereksinim duyarlar. Yani toplumdan gelen istekler kendilerine aktarılarak sunulur. Bunu da kesintisiz olarak alırlar. Karizmatik narsisistik liderlerin dışında demokratik ülkelerde daha çok görülen konsensus liderler (uzlaşmacı liderler) psikobiyografi yazarlarının pek ilgisini çekmezler. Çünkü uzlaşmacı liderlerin aksine karizmatik liderlerin çok renkli yanları vardır. Zaleznik (1984) konsensus (uzlaşmacı) liderlerin en çarpıcı özelliklerinin kendilerini ve takipçileri arasındaki güçlü duygusal bağların göreli bir biçimde yok olduğunu ifade eder. Onun için yani karizmatik liderlerde bağ kuvvetli olduğu için kayıp daha dramatik yaşanır.

Liderler ve takipçiler arasında özel ilişkiler bilinçdışı bir savunma mekanizması olan yansıtmalı özdeşim ile açıklanır. Politikacıların toplumun çok çeşitli arzuları için hedef oldukları gerçeği unutulmamalıdır. Toplumun hedefe (politikacılara) yönelttiği bu arzular ve duygular kendileri tarafından doğrudan ifade edilecek veya bilinçli olarak tolere edilecek şeyler değildir. Liderle özdeşim güçlüğü olan bireyler kabul edilmeyen duygu ve düşüncelerini kolaylıkla lidere yansıtırlar. Yansıtmalı özdeşimi anlatmak için bir analoji yapabiliriz. Ebeveynler bazen üstü kapalı bir biçimde kendileri için kabul edilmeyen bazı özellikleri çocuklarının yapmasını isterler. Çocukları böyle hareket ettiği için onları kötülerler ve kızarlar. Ancak ebeveynler bilinçdışında çocuklar kendilerini memnun ettikleri için örtülü bir şekilde onları desteklerler.

Hiç yorum yok: