O kadar uzun zamandır yazmıyorum ki artık yazmayı beceremeyeceğim hissiyatı içindeyim. Bütün gün aklıma fikirler geliyor, kafamda uçuşan ama taşırken ağırlaşan fikirler... Birşeyler görüyorum, birşeyler duyuyorum, birşeyler okuyorum, birilerine büyük laflar ediyorum.
Hayatım keskin U dönüşleri yapıyor bu aralar. Ama ben herşey normal ve olağan gibi davranmaya o kadar alışmışım ki, tepki verme isteğim daha yüzeye çıkmadan bilinçaltım tarafından bastırılıyor. Ve ben, içimdeki tonlarca ağırlıkla öylece duruyorum... Yazsam rahatlarım belki diye düşünüyorum, ama onun yerine gidip erik yiyorum. Annem yıkanacak kazağım olup olmadığını soruyor. Haziran ortasında hala yün terlik giyiyorum, üstüm yarı çıplak... Çelişkilerden ibaret insan.
Birileri birşeyler yazıyor, birileri birşeyler üretiyor, birileri birilerini keşfediyor, birileri bir yerlere gidiyor, birileri vurulup ölüyor ve biz bu anı internetten izleyebiliyoruz çok normalmişçesine. Ben duruyorum ve bekliyorum sakince.
Mesela insanım işte! Böyle bir çeşit insanım.
Serbest bilinç akışı yapayım, bir yerden başlamak lazım;
Kendini rock'çı olarak tanımlayan bir hatun kişi, "Türkiye'de rock'çılar kirada oturuyor" diyerek, müzisyenlerin gariban durumuna vurgu yapmış. Ona takıldı aklım. Peki insana sormazlar mı "kirada oturuyor da nerede ve kaça oturuyor?" diye. Garibanlık haline bu kadar yüzeysel bir yaklaşım yaptığı ve bu vesile ile yazmama sebep olduğu için bu artistik patinaj rock'çısına teşekkürü borç bilirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder