
Küçüktüm henüz ve hava soğuktu.
Bir pazar günü olsa gerek... Foça'dan dönmüştük. Üşüyordum. Eve gelip TV'yi açmıştık. O zamanlar pek TV kanalı yoktu henüz. O sayılı TV kanallarının hepsinde aynı haber vardı. Birisi öldürülmüştü ve ben onun kim olduğunu anlamamıştım, bilmiyordum. Karlı bir Ankara sokağında bir duvarın önünde parçalanmış ve yanmış bir araba, arabanın durduğu yerden daha yukarıda, karların içinde yatan, üzeri örtülmüş bir ceset...
Herkesin ağzında "bir kırık kalem, bir kırık gözlük"...
Ben hala anlamamıştım, ama annem çok üzülmüştü. Sonraki günlerde cenazeyi TV'den izlerken annem, "bir daha bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmaz, millet uyandı artık" demişti. Ben yine anlamamıştım.
17 sene geçti, ben büyüdüm, bazı şeyleri anladım, ama sanırım milli uyku hali daha da ağırlaşmış olarak devam ediyor. Bunu hala anlamıyorum...
Bir pazar günü olsa gerek... Foça'dan dönmüştük. Üşüyordum. Eve gelip TV'yi açmıştık. O zamanlar pek TV kanalı yoktu henüz. O sayılı TV kanallarının hepsinde aynı haber vardı. Birisi öldürülmüştü ve ben onun kim olduğunu anlamamıştım, bilmiyordum. Karlı bir Ankara sokağında bir duvarın önünde parçalanmış ve yanmış bir araba, arabanın durduğu yerden daha yukarıda, karların içinde yatan, üzeri örtülmüş bir ceset...
Herkesin ağzında "bir kırık kalem, bir kırık gözlük"...
Ben hala anlamamıştım, ama annem çok üzülmüştü. Sonraki günlerde cenazeyi TV'den izlerken annem, "bir daha bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmaz, millet uyandı artık" demişti. Ben yine anlamamıştım.
17 sene geçti, ben büyüdüm, bazı şeyleri anladım, ama sanırım milli uyku hali daha da ağırlaşmış olarak devam ediyor. Bunu hala anlamıyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder