15 Şubat 2010 Pazartesi

Yenidze



Bazı durumların ezeli ve ebedi olduğu algısını kırmak için geçmişe dönüp bakmak gerekiyor.

Özellikle "öteki" algısı söz konusu olduğunda, ülkelerin "öteki"ne karşı kurguladığı algıların tarihsel değişimini ve aynı kavram üzerindeki algı çeşitliliğinin dönemsel sebeplerini iyi incelemek, sorun çıkaran ezberlerin bozulmasında faydalı olabilir.

Misal, bugün şunu öğrendim;

1909'da Almanya Dresden'de açılan ve Yenice'den (o dönem Osmanlı toprakları içinde bulunan, şimdi Yunanistan-Makedonya sınırında yer alan) gelen tütünü işleyen Yenidze sigara fabrikası, dönemin Oryantalist bakış açısı ve Doğu'ya yönelik merakı sebebiyle minareli olarak, cami görünümünde inşa edilmiş. Üstelik şark tütününü işleyen bu fabrikadan çıkan sigara markasının adı "Salem Aleiküm"!!

Artık "Salem Aleiküm" yok, ama "Salem" var abi, verelim mi? Bir de "Yenice" sigarası var.

İsviçre'deki minare tartışması ve referandum ile yeniden gündeme gelen Avrupa'daki "öteki" algısını anlamlandırabilmek adına çok acayip bir tarihsel anektod bu bence.

Algının ayarları ile oynamak lazım.

Tanrının eli



Göğe Bakma Durağı

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

Turgut Uyar

13 Şubat 2010 Cumartesi

Köpeğin olayım

Alaçatı, Çeşme, 2007


Birşeyler olmaya çalışmadan, sadece oldukları gibi oldukları, varoluşun başka bir yolunu bilmedikleri ve -miş gibi yapamadıkları için hayvanların insanlardan daha bilge olduğunu düşünüyorum. Yaşama (en azından kendi yaşamlarına) dair bilmeleri gereken ne varsa bildikleri için de çok bilgeler ayrıca...

Bazen bir köpek gibi yaşamam ve sırf içimden geldiği için bulunduğum yere kıvrılıp uyumam lazım.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Havalar nasıl olursa olsun...


Şemsiyeci, Paris, 2007

2 Şubat 2010 Salı

Dış politikada ayak ekolü


Sindirella olarak Hillary Clinton!

Tam da park etmiş ayakkabı muhabbeti yapışımın hemen ardından, saray önünde Clinton'ın alçak topuklu çalışan kadın ayakkabısı isyan ediyor. Sarkozy de prens mi oluyor şimdi?

Bu ayaklar çok asi. Misal, benim nazarımda en büyük asilik ve isyan, bir önceki Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz'in çoraplarından pörtleyen baş parmaklara aittir;




Dost başa, düşman ayağa bakar. Bu sebepten, özellikle politikada ayaklara çok dikkat etmek lazım, zira akılsız başın cezasını da ayaklar çekiyor mütemadiyen.