31 Mart 2010 Çarşamba

Duman altı


Despot ve zaman zaman faşizan bulduğum sigara yasağının (ki sigara içmeyen ve kokusundan da hiç hoşlanmayan birisiyim) baskıcı halinin mantığını, kamuya açık alanlar için kendi içimde rasyonalleştirebiliyorum. Ama ana haber bültenlerinde kan gövdeyi götürürken, dizi kahramanları en baba silahlarla ekranda yüksek çözünürlükte arzı endam ederken görsel medyadaki sigara görüntülerine uygulanan sansür nedir?

TV'yi geçtim, gerçek hayatta şiddetin ve kötü örneğin en "hard-core" hali sokaklarda, evlerde yaşanırken ve malesef şiddet algısı içselleşmiş ve normalleşmişken, sağlığa zararlı alışkanlıklara sevkedebilir diye sigara görüntüsünü ekranda flulaştırmak, Red Kit'in ağzının ucuna sigara yerine ot yerleştirmek, daha da komiği görüntüdeki sigara yerine çiçek koymak da nedir? Hani sanki kafamız çok güzelmiş de ekrandaki görüntünün alakasız yerlerinde çiçek halüsinasyonu görüyormuşuz gibi bir durum söz konusu.

Kahramanlarımız yeni sevişmiştir ve yatakta oturup ucundan duman çıkan bir takım bitkiler mi içmektedirler? Stresli bir toplantı esnasında gördüğümüz oyuncu, elinde bir şey tutmaktadır, ama tuttuğu şey net değildir, acaba kahramanımız yanındaki adama hareket mi çekmektedir? Daha da abzurdü, tiyatro sahnesinde oyun gereği sigara içiyor diye şahsına ceza kesilen oyuncunun halidir herhalde.

Şu üstte duran fotoğraftaki şahane karizmanın ağzındaki sigara, hangi genç dimaya kötü etki edebilir merak ediyorum?! Bundan etkilenecek genç dimanın iradesini sorgulamak lazım aslında? Çiçek mi takalım bu fotoğrafa da?!


Not: Fotoğraf için kardeşe teşekkürler.

17 Mart 2010 Çarşamba

Lapiska



Biraz ateşim var, bahar öncesi hastayım. İnsanın vücut sıcaklığı artınca, beyin de hararet yapıp, sürrealizmde tavana vuruyor.

Dün gece gördüğüm rüyada kendime tepeden bakıyordum. Sanki bilincim bedenimden çıkmıştı ve rüyada olduğum yere ışınlanmıştım. Ben olduğumu düşündüğüm kadının beline kadar uzamış, parlak saçları vardı. Açık bir alanda, etrafımda bir sürü rastalı insanla oturmuştum. Bir müzik festivali havasındaydı herşey. Vay be, demek sonunda saçlarımı uzatmayı becermiştim. Ama her zaman olduğu gibi yine saçım başım dağınıktı, o lapiska saçlarımın her bir teli kendi içinde bağımsızlığını ilan etmişti. Etrafımdaki saçı rastalı insanlar ise saçlarıma bakıp "oha ya, tam rastalık saç, şahane" diyordu. Ben de tüm bunları yerden 3-5 metre yüksekteki bir açıdan izliyordum, ama rüyayı izleyen beni göremiyordum. Sadece saçlarını rasta yaptırmak isteyen, lapiska saçlı, benim dışımdaki bene hakimdim. Ve o ben, mutluydu...

Şu an bulunduğum ortamın kurallarını ve özgürlükçü olmayan yapısını düşündüm geçen hafta bir gün. Eskiden katlanamayacağım şeyleri şimdi hiç umursamadığımı farkettim. "Farkına varmadan değişeceğiz" dedi bir arkadaş. Sorgularsam, farkında olarak değişirim ve belki de değişmemesi gereken şeyleri içimde olduğu gibi saklamayı başarabilirim diye geçirdim aklımdan...

Takım elbise içinde otururken kulaklarımdan beynime Bob Marley şakıyordu.

İktidar

Bunun...



Ve bunun...



... arasında kararsız kalan bir kadının tek derdi iktidar ve güçten vazgeçememesi olabilir gibime geliyor, şu küçük kafamla düşündüğümde.

14 Mart 2010 Pazar

Var-Yok


"Varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip."

Kaan Sezyum, 14.Mart.2010, Radikal