10 Ağustos 2010 Salı

Sıcak


Çok sıcak.

Geceleri çok rahat uyuyamıyorum.
Uykuya dalmadan önce diklemesine uzandığım yatakta uyandığımda diyagonal yattığımı farkediyorum. Bilincim, bilinçaltım ve ben yatağın ve yastığın soğuk tarafını arıyoruz daima.

Uykusuzluk hali algımı tuhaflaştırıyor. Herşey bal dolu bir kavanozun içindeymiş gibi geliyor bana. Akışkan, ama yavaş... Kafamın güzel olmasına benzer bir his.
Yazın sarı-sıcak rengi bulaşmış her yere.
Gündüz sıcağa dayanamayıp bulunduğu yere serilmiş köpekler gibi kendimi bırakmak istiyorum.

Bu halde sabah evden çıkıp yürürken, garip şeyler görüyorum. Ne kadar abzurd şey varsa algım onlara odaklanıyor.

Üzerinde "işçi bidonu" yazan çöp bidonları görüyorum mesela. Ne anlama geldiğini bilmiyorum. Aklıma ABD'de zencilere yapılan ayrımcılık geliyor hep; "Whites only".

Bazı sabahlar parkı süpüren kovboy şapkalı işçiye, akşamları da devriye gezerken çekirdek çitleten polis memurlarına rastlıyorum.

Muhafazakar mahallenin ortasındaki eczanenin önüne reklam niyetine asılmış, dev puntolarla yazılmış yazının gerçekliğinden emin olamadım bu sabah: "24 saat etkili kadın viagrası gelmiştir". Bunu kullanan kadına acıdım bir an.

Hava sıcak gerçekten...

Hiç yorum yok: