13 Şubat 2011 Pazar

Battaniye



Kendimleydim bugün.

Sessiz kahvaltılar ettim, sessizliğe benzer müzikler dinledim, kendimle konuştum içimden, bir de kitap karakterleriyle muhabbet ettim.

Beynimin sesini unutmuştum epeydir. Kendimi duymak için bugün dış sesimi yitirdim.

Sürdürülebilir bir hayat için, hafta içi günlerde kaybettiğim insanlığımın basit detaylarını tazeledim.

Kütüphanede kitapların arasına daldım, yakında evim olacak coğrafyaların makus tarihine baktım. İnsanlıktan umudunu yitiriyor insan bazen (Bir de araba kullanırken insanlıktan umudu yitirdiğimi farkettim).

Spora gidip, üzerine bir paket fıstık yedim.
Çay içip, içine bisküvi bandım ve bisküvinin yumuşadığı, ama kopup bardağın içine düşmediği o hassas kıvamı tutturmayı başardım.

Sonra Arvo Part dinledim, cuk oturdu tüm hissiyatımın üzerine. İnsanlığın unutulmuş belleğinde ne kadar hüzün varsa, Arvo Part parçalarının içinde erimiş halde bulunuyor sanki. Başka boyutlara açılan solucan değili kıvamlı müziklere daldım çıktım. Notaların arasındaki boşlukları sevdim, özlemişim. Boşluğa yer vermeyen, boşlukların gereksiz ve manasız parçacıklarla doldurulduğu bir hayatım var çünkü.

Sonra Imogen Heap açtım:
"Music is my senctuary, music is my blanket"

Şimdi kıvrılıp uyuma zamanı.

My blanket covers me...



Hiç yorum yok: