
Sıkıldığını söyleyebilmek, mutsuz olduğunu söyleyebilmek meğersem ne büyük lüksmüş arkadaş!
Çocukken öyle bir derdin olmuyor, oynadığın oyunu sevmiyorsun, "neeeh, sıkıldım ben" deyip anında çekip gidebiliyorsun. Yediğin yemeği beğenmiyorsun, tükürerek, masadan kalkarak tepkini belli edebiliyorsun. Tam bir umarsız delilik hali... Çocukluğun sayko hallerine daha önceki bir yazımda değinmiştim sanıyorum.
Büyümenin, aslında hiç sevmediğin bir şeye "süper lan" demek ya da "o kadar sıkılmak ki artık hissetmemek"le bir ilgisi var. Oysa "Kral çıplak!" diye bağıran yine bir çocuktu.
30 yaşına geldim. Halimden memnunum. 20'li yaşlarım çok sıkıntılı, varoluşsal sorunlarla geçmişti. Hala da bu halleri tam olarak aşamadım, ama galiba insana zamanla bir kabullenmişlik hali geliyor. Mesela artık "Kral çıplaksa çıplak anasını satayım" deyip, içimdeki çocuğun ağzına anne terliği indirmek suretiyle kendisini susturabiliyorum, ama tabi susmak kralın çıplak olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Biz de bu duruma "yaşla gelen olgunlaşma" diyoruz. Sonra işte gelsin psikiyatristler, sakinleştiriciler, saçma sapan newage akımlar, reikiler, berikiler...
Uyku, biraz uyku, bütün isteğim buydu.
