1 Nisan 2012 Pazar

Çağla



Bugün sabah Balkanlar'da karla uyandığımda İzmir'e çoktan bahar gelmişti. Yaz kokusu duydum gaipten.

1 Nisan'da çağla badem düştü aklıma. Postmodern sıla hasretlerimizi sanal alemde çektiğimiz için, çıtır ve taze çağla badem fotoğrafını esasen insanı asosyal kılan sosyal paylaşım sitelerinden birinde paylaştım. İtalyan bir arkadaşım, fotoğraftakinin ne olduğunu anlayamayıp çakıl taşlarıyla meşhur bir İtalyan sahil kasabasına gönderme yapıp yapmadığımı sordu, yanıt vermedim. Evi düşündüm, dışarda yağan kara baktım, içim biraz sıkıldı, hassasiyetim tavan yapmıştı, "ne yapıyorum lan ben burada?" düşüncesi teğet geçti, sonra çay yaptım ve biraz Sait Faik okudum:

"Sabahleyin Ali'nin bir semaver, bir de fabrikanın önünde bekleyen salep güğümü hoşuna giderdi. Sonra sesler. Halıcıoğlu'ndaki askeri mektebin borozanı, fabrikanın uzun ve bütün Haliç'i çınlatan düdüğü, onda arzular uyandırır; arzular söndürürdü. Demek ki, Alimiz biraz şairce idi.

Büyük değirmende bir elektrik amelesi için hassasiyet, Haliç'e büyük transatlantikler sokmaya benzerse de, biz, Ali, Mehmet, Hasan biraz böyleyizdir. Hepimizin gönlünde bir aslan yatar."

Transatlantikler geçiyorum hergün içimden, inatla da geçireceğim, içim dışım her seferinde dağılsa bile... İnsan varolduğunu o zaman anlıyor.

Hiç yorum yok: