6 Ağustos 2013 Salı

Işık

Uzun zamandır sevdiğim çoğu insandan, çoğu andan, doğduğum yerlerden, özlediğimi bile unuttuğum şeylerden uzağım. Daha da uzun zamandır gecem gündüzüm yok. Hayat akıp gidiyor.

Annemle babamın sıkıntılarında yanlarında olamadım. Kardeşimin en karanlık anlarında, uzun vadede kimsenin umrunda olmayacak işlerin tutsağıydım. Dedem ve anneannnemin yüzleri yavaş yavaş daha da kırışırken, normal şartlar altında oturup çay bile içmeye tenezzül etmeyeceğim insanların sofrasındaydım. Kokusuna, muhabbetine hasret kaldığım insanları bir veda bile edemeden yitirdim. Kimsecikler yokken yanımda olan arkadaşlarım evlendi, düğünlerine gidemedim. Bir yerlerde dostların bebekleri doğdu, büyüdüler, yürüdüler, hayatlarında ilk kez denize girdiler, kedi sevdiler, oysa ben saçlarını dahi okşayamadım.

Daha da karanlık olamaz dediğim her anda daha da kararan bir sürecin sonucunda ulaşılan bu zifiri karanlık 5 Ağustos akşamında soruyorum; tüm bunlar ne için?! Savunmak için hayatından fedakarlık yaptığın değerler anlamını çoktan yitirdiyse, değer mi bu yitirişlere? Bir yerlerde herkes için bir adalet olmalı.

Herkes vicdanı kadar insan. Oysa galiba vicdansız zombiler cehennemine mahkumuz.

Bir ışık olmalı.

Hiç yorum yok: