18 Mayıs 2014 Pazar

Otziki

Şu son bir yılda ne acayip şeyler oldu? Oturup yazmalıyım dedirten, ama ben daha birşeyler yazmadan yeni olaylar yüzünden anında eskiyen garip şeyler. Ama bir yandan da hiçbir şey olmamış gibi... Herşey mevcut düzeninde devam ediyor.

Yine de doğru an geldiğinde güzel şeylerin olacağına inanmak istiyorum. Nihayetinde, bu kadar nefret ve kötülük dünyanın hiçbir yerinde ve tarihin hiçbir döneminde sürdürülebilir olmamış. Ha evet, bir süre ebemiz mikilecek ama uzun vadede karanlık tarafın genellikle kaybettiği bir oyun bu.

Tabi tüm bu süreçlerde, biyolojik canlılar olarak hayatımız da bir eskime içinde geçiyor. Bugün, hangi ara geçtiğini bir türlü anlamadığım bu kadar yılın muhasebesini yapıyorum. İnsanlar kapkara ölümlerle başka boyutlara geçerken hala kendi küçük burjuva dertlerimde kaybolmanın iğrenç suçluluk hissi içindeyim.

Yani değişim isterken, ben kendim ne kadar değişebiliyorum ki? Neyse, bu konuda Umut Sarıkaya derin bir şeyler söylemişti:


Sanırım sevdiğimiz şeyi yapma yollarını arayarak, yaptığımız şeyi en iyi ve en dürüst yapmaya çalışarak, güzellikler yaratmaya çabalayarak, hard-core bir hümanizmi savunarak, başkasının acısına da ağlayarak, sokaktaki köpeğin önüne bir kap yemek koyarak, gidip ağaç dikerek, bahçedeki salyangozu ezilmesin diye kenara çekerek, güzel şeyler üreterek, güzel müzikler dinleyerek, gülerek, severek, sevişerek, yani bu karanlığın karşı durduğu ne kadar güzellik varsa onları yücelterek mücadele edebiliriz bazı şeylerle. Bu sabah buna inanacak bir naiflik içindeyim, otziki yaş kafası...

31'den sonra insanın rahata erdiği bir yaşmış otziki... Sevdiğim insanlardan uzak olmayacağım ve sevdiğim şeyi sevdiğim güzel insanlarla beraber yapacağım bir hayata daha yakın olabileceğim bir yola beni sokacak 365 gün istiyorum. Herkes için isteyim ben bunu en iyisi...

Takım elbiselerin, bütün zamanımı verdiğim bilgisayar ekranlarının ve gereksiz ciddiyetin arasından geçip bir türlü ulaşamadığım hikayemin, alt katında amatör müzisyenlerin mini konserler vereceği, üst katında kafasını sevdiğim pek çok insanla yaratıcı projeler üretip eğlenceli şeyler yapabileceğim, bir köşesinde kedi kumu duracak, güzel şeylerin tınlayacağı, çay ve bilimum içmesi güzel şeyin bulunacağı 2-3 katlı minik bir tükkana ulaşmasının hayalindeyim şu an.

Ve ben bunu hayal ederken, insanlar yoksulluk sınırının da altında ekmek parasını kazanabilmek için yeraltına inip ölüyorlar... İnsana hayallerinden bile suçluluk duyduran bu sistemi hala yaşattığımız için belki de topluca insanlıktan istifa etmemiz gerek... 


Hiç yorum yok: